Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz

Büyükşehir sporcuları Türkiye şampiyonu

İnsan olarak en çok söylediğimiz ama en az uyguladığımız kavramların başında adalet geliyor. Dilimizde adalet var, inancımızda adalet var, kitabımızda adalet var… Ama iş uygulamaya gelince nedense terazinin kefesi hep eğiliyor. Kime göre? Güce göre. Yakınlığa göre. Menfaate göre.
Oysa hepimiz aynı yerden geldik. Hepimiz Allah’ın kuluyuz. Hiçbirimiz diğerinden üstün değiliz. Makamlar geçici, koltuklar emanet, yetkiler sınırlı. Ama insan, eline biraz güç geçti mi unutuyor. Kendini merkez sanıyor. Kendisinden olmayanı ötekileştiriyor.
En büyük çelişki de burada başlıyor:
Adalet isterken adaletsiz davranıyoruz.
Eşitlik isterken çifte standart uyguluyoruz.
Birine yapılan haksızlık “bizden” ise görmezden geliniyor, başkasına yapılınca kıyamet kopuyor. Aynı hata birinden gelince “insanlık hali”, diğerinden gelince “affedilmez suç” oluyor. İşte adalet tam da burada ölüyor.
Oysa yönetmek demek paylaşmak demektir.
Yetkiyi adil kullanmak demektir.
Kişi ayırmamak, adam kayırmamak, güçlüyü değil haklıyı savunmak demektir.
İnancımız bize çok net söylüyor:
“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.”
Ama biz ne yapıyoruz?
Sevdiğimize adalet, sevmediğimize ceza kesiyoruz.
Adalet; dostlukla, akrabalıkla, siyasi görüşle ölçülmez.
Adalet, sadece hak ile ölçülür.
Şunu unutmamak gerekir:
Bugün haksızlık yaptığımız kişi, yarın suskun kalabilir ama ilahi adalet asla susmaz.
Mazlumun ahı, makamdan da mevkiden de büyüktür.
Eğer bu toplumda gerçekten huzur istiyorsak, önce kendimizden başlamalıyız.
Aynı olayda herkese aynı mesafede durabiliyor muyuz?
Kendi yakınımız hata yaptığında da “yanlış” diyebiliyor muyuz?
Adalet; başkasına vaaz vermek değil, kendi nefsini terbiye etmektir.
Ve unutmayalım:
Bu dünyada adalet terazisini eğenler, öbür tarafta doğrultamazlar.
Ada54haber – Ada54 TV
İmtiyaz Sahibi
Tanju Bozan

