Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz

LGS Sonuçları Açıklandı! Tercih Maratonu 13 Temmuz’da Başlıyor

Makamın İmtihanı: Güç Değil, Adalet
Bir şehri yönetmek, yalnızca hizmet üretmekten ibaret değildir. Asıl mesele; adalet duygusunu yaşatabilmek, insanların devlete ve kurumlarına olan güvenini koruyabilmektir. Çünkü vatandaşın beklentisi sadece yol, park ya da bina değildir. En büyük beklenti, hakkın gözetildiği, liyakatin esas alındığı bir yönetim anlayışıdır.
Bugün toplumun en çok konuştuğu konuların başında, fırsat eşitliği geliyor. İnsanlar artık kimin kimi tanıdığıyla değil, kimin neyi hak ettiğiyle ilgileniyor. Kamu kurumlarında yapılan her tercih, her atama ve her işe alım; sadece birkaç kişiyi değil, binlerce insanın adalet duygusunu etkiliyor.
Yöneticilik, alkış toplama sanatı değildir. Gerçek yönetici, en yakınını değil en liyakatli olanı tercih edebildiği gün adaletin temsilcisi olur. Çünkü makamlar dost kazandırmak için değil, milletin hakkını korumak için vardır.
Kibir ise yöneticinin en büyük sınavıdır. İnsanları dinlemeyen, eleştiriye kulaklarını kapatan ve bulunduğu makamı ulaşılmaz gören anlayış, zamanla toplumla arasına görünmez duvarlar örer. Oysa tevazu, yöneticiyi küçültmez; tam aksine büyütür. Halkın gönlünde yer edinmenin yolu gösterişten değil, samimiyetten ve adaletten geçer.
Unutulmamalıdır ki makamlar kalıcı değildir. Bir gün koltuklar değişir, isimler değişir; ancak geride bırakılan adalet ya da adaletsizlik uzun yıllar hafızalarda yaşamaya devam eder.
Tarih; çok konuşanları değil, adil davrananları hatırlar. Çünkü bir şehrin gerçek huzuru, güçlü yöneticilerle değil, vicdanı güçlü yönetim anlayışıyla mümkün olur.

